8 Kasım 2009 Pazar

Sevdikçe İnsan Olmak

insanlığa giden yolda adımlarınızı sevmeye ayarlayıp sıklaştırmak ve hızlandırmak sonucunda ulaşabileceğiniz limanlardan biri.

sevmek lakırtısı başlayınca mütemadiyen aklımıza bir erkeği veya kadını sevmek gelir. sevmenin anlamı bu kadar dar olamaz. seversiniz. hem de ne sevmek! bir çakıl taşını bile seveceğiniz zaman gelir. gökte uçan kuşun damağından düşürdüğü bir tohumun ağaca çevrilmesini görünce nasıl da sever insan o kuşu. yahut yeşil bir doğanın çevrelediği masmavi denizi. bulut kokulu insanların yaşadığı yağmursuz bir kenti sevmez miyiz bazen? beğenmediniz. olmadı mı? peki, ellerimizle diktiğimiz bir ağacın günden güne büyüttüğü gölgesini kızgın güneşin bağrında çırpındıkça sevmez miyiz?

gözlerinin içi kanlanmış, burnunda koca bir sivilce çıkmış, buruşuk yüzlü, kirli elbiselerinin içinde korkuyla baktığımız yaşlı bir kadının sokak kedilerine süt vermek için didindiğini görünce içimizde tatlı bir sevmek hayali belirmez mi?

öylesine severiz ki bir kadını... elimizden tutup mutluluğun şehrine birlikte yürüyeceğimiz bir erkeği...

her bir sevmek nefesimizde daha da soluklanmaz mıyız insanlığa? karşılaştığımız küçücük bir şeyin veya bir insanın karşısında "sevmek"le sınandığımız zaman insanlığımızın o saklı öğeleri elimize tutuşturulmaz mı?

işte her sevmemizde, her sevmekle imtihanımızda ve gözü kapalı sevmelerimizde daha da insan oluruz. daha da... daha da... adım adım...

sevdikçe insan oluruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder