misal ben bir an kafayı kırayım, mutsuzluğumu kaldıramıyor olayım, başta kendime, sonra tanıdığım herkese, sonda da tüm hayata lanet edeyim.
koşarak evden çıkayım, koşarak kordon'a varayım. hava bozmuş olsun biraz; yağmur yağsın örneğin, insanın içini karartan türünden. içimde serpilip gürbüzleşmesine yıllardır tanıklık ediyor olduğum karanlığın ibret verici görsel bir karşılığıymışçasına sıkıntı verici bir yağmur olsun. ben yine koşayım. ve kenar tahtalıkları üzerinden uçarak atlayayım denize. yüzme biliyor olmanın, hayata dair çabaların sonuçsuzluğunun kahrettirici bir vesikası olduğuna ayayım. ve fırtına kopsun. sular sürekli savursun beni. dalgalar tokatlasın, tuzları gözlerimi yaksın. balıklar suratıma çarpsın, pulları derimi yaksın. martılar yok oluşumu, gemiler boğuluşumu kutsasın. dünya yenilgimi kutlasın, annem babam beni hatırlamasın.
sonra bir an bir şeyler olsun. olsun, gerçekten de bir şeyler olsun. bir ada belirsin. ben o adaya çkayım. dört tarafım acıyla çevrili olsun. denize atladığım andan itibaren öyle değil miydi? kuruyayım, ısınayım sonra ben orada.. sarılsın mesela o ada bana. uykuya dalayım.
sonra uyanayım. her şeyi uykuya dalarken bıraktığım gibi bulayım.
işte o ada sevildiğini hissetmektir.
7 Kasım 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder