hemen her gün yataklarından isteyerek ya da istemeyerek ayrılan insanların sahip olmak istediği hayattır, bunların birlikte fecreylediği hayatlardır... herkesin derdi beni geriyor şuan, bugün eğlenesim var şen şakrak, şehnaz longa, nihavendin viyadüğünü çevreyoluna bu gece bağlamak istiyorum.
normal olan her insan sabah kalkmak için gece yatmaz mı ? geceyi sabaha bağlaması, acaba sabah uyanamamaktan korktuğu için midir ? bilinmez ! ötekilerden bu tarafa en önemli yanı, herkes sabah daha iyi bir hayata uyanmak isteyerek gece yatağına girer. çoğumuz yastığa kafayı koyduğumuzda:
- bugün şunları şunları yapmasam iyi olacaktı, niye yaptım ki sanki ! yok yok bugün söylediğin sözler senin sözlerin değildi oğlum mahmut, çeki düzen ver kendine,
gibi kişisel argümanları kıvıra kıvıra bir yerlerimize batırıyoruz. hem de ne iğne ne de çuvaldız. fsm köprüsündeki çelik halatlarla. çünkü her insan kendisini karşındakilerden daha fazla eleştirir, daha fazla hırpalar. yapmam diyen burnundan kıl aldırmayandır. vicdan en büyük optimizasyon parametresi.
hemen her gün yataklarından isteyerek ya da istemeyerek ayrılan insanların sahip olmak istediği hayattır, bunların birlikte fecreylediği hayatlardır... herkesin derdi beni geriyor şuan, bugün eğlenesim var şen şakrak, şehnaz longa, nihavendin viyadüğünü çevreyoluna bu gece bağlamak istiyorum.
normal olan her insan sabah kalkmak için gece yatmaz mı ? geceyi sabaha bağlaması, acaba sabah uyanamamaktan korktuğu için midir ? bilinmez ! ötekilerden bu tarafa en önemli yanı, herkes sabah daha iyi bir hayata uyanmak isteyerek gece yatağına girer. çoğumuz yastığa kafayı koyduğumuzda:
- bugün şunları şunları yapmasam iyi olacaktı, niye yaptım ki sanki ! yok yok bugün söylediğin sözler senin sözlerin değildi oğlum mahmut, çeki düzen ver kendine,
gibi kişisel argümanları kıvıra kıvıra bir yerlerimize batırıyoruz. hem de ne iğne ne de çuvaldız. fsm köprüsündeki çelik halatlarla. çünkü her insan kendisini karşındakilerden daha fazla eleştirir, daha fazla hırpalar. yapmam diyen burnundan kıl aldırmayandır, egosu sabah ereksiyonun pijamayı şişirdiği kadar şiştiğinden mütevellit böyle buyurur. vicdan en büyük optimizasyon parametresi.
- vicdan ............(1)
otobüs durağında bekleyen insanlar, durağa geldikleri ilk dakikada:
- kodumun otobüsü gelse de binsem. demezler.
bekar olanlar, birini görsem de hayatım değişse, bu durağa her gün koşa koşa gelsem derler. derler dediysem, zihin mekanizması böyle çalışır, bol bol seratonin salgılanır. kulağında müziği, işe gidene kadar alayına mesafeli duranlar da vardır, sayıları oldukça çoktur. o gelecek otobüs gelir elbette, herkes düşüncelerinin balonlarını otobüse sıkıştırır. kiminin balonu ötekinin balonuyla kesişir. pat diye bir muhabbet başlayabilir... işe mi ? nerde çalışıyorsun ? almayın kardeşim şu otobüse bu kadar insan ! azizim vallahi çekilicek çile değil bizimki. bu gibi bir dolu muhabbet. yer vermeye çalışan insanlar, yer kapmaya çalışan insanlar, birilerine abanan insanlar, leş kokusu yayan insanlar. saygı önemli diğer bir parametre.
- saygı............(2)
işteyken, okuldayken insanların hali en görülmeye değenidir. "bir insanı ya alışverişte ya da yolculukta tanı" diye boşuna dememişler. bütün kalkanların indiği zamanlardır bunlar. birbirlerini hırsıyla paralayan, boğan insanları hemen hepimiz tanırız. yetiştirilme tarzı mıdır ? hayata karşı kaybettiği harplerin yarasını kapatmak için midir ? bilinmez mütemadiyen daha fazla kazanmak için, diğer insanları hiçe sayan ademoğullarının sayısı az mıdır ? oburluk diğer parametre.
- oburluk ............(3)
ada sahillerinden gelen sevgiliyi hangimiz s.ktir ederiz. ben etmem! ama gelen sevgili dolu mu gelmiştir ? boş mu ? benim için o önemlidir, çoğumuz için de bu böyledir. salt sevişme pek uzun sürmeyecektir. paylaştıkça büyüyen sevgi zırvalamasına girmeyeceğim. şimdi biri okumuyorum arkadaş deyip çeker gider. kaybetmek istemiyorum. insani ilişkilerde çifterin bilgi birikimleri önemlidir ki, aynı dili konuşmak yetmez. biri kelime ararken diğeri cümleyi kuracak elemanları sırtlayabilmeli. bunun için bilgi sahibi olmak, fikir sahibi olmaktan önce gelir. esasen her yer de bu böyledir. hayat görüşlerinin kesiştiği noktadan indirilen dikme çiftlerin arasına duvar olursa böyle aşkın ızdırabını. şahsi kanaatim görüşler bir yer de kesişmemeli, yatay ve düşey asimptot ları olabildiğince yakın olmalı. bu türlü birinin ak dediğine diğer illa kara demek zorunda olmayacaktır. araya bir çizgi çekilirse çiftlerden biri paralel evren dedir. farklı bakış açısıdır yani, yok yere boğazlamak istenmeyen advers etkidir. hoşgörü diğer parametre.
- hoşgörü ............(4)
çalıştığı yere ihanet eden, başka bir tabirle yediği kaba pisleyen insanlar yok mu ? sürüsüne bereket... 80 yapımı filmlerin teması hep dürüst olmanın enayilik olduğu, çalan çırpanın toplumsal statü kazandığı gerçeğini göstermiyor mu ? gerçi o filmler bir yakarış, bir mesaj içeren, o zamanın içinde bulunduğu toplumsal yaraların bir patlaması değil midir ? buradan hareketle bir doktor, insan sağlığı ile ilgili öğrendiği onca şeyden sonra, bunları kötüye kullanmayacağına dair yemin ederken, bir mühendis kezâ, bazı çürük domateslerin isteyerek kötüye kullandıkları bir yalan mı ? bu çürükler giderek insanları kendilerine benzetmedi mi ? iş yeri örneğini verdim, oradan devam edeyim. binbir zorlukla veya torpille girilen bir iş ortamına, insanın davranış biçimi nasıl olmalıdır ? ilk başlarda olabildiğince naiftir. sonra sonra, artık üstünden çaylak imajını attıktan sonra, işin hinliklerini öğrendikten sonra, patrona veya iş arkadaşına gıcık olmaya başladıktan sonra, insan korteks i mütemadiyen bencilce çalışır. almış olduğu eğitim, sahip olduğu erdemler, arkasında dağ gibi duran onuru birden hiç olur. bu durumun paradoks ile yakından uzaktan hiçbir ilişkisi yoktur. çünkü insanoğlu bunu isteyerek yapar. bunun yegâne sebebi, çekirdek aileden alamadığı aile eğitimi, toplumsal yaşam gereklilikleri bilmeme, insani ilişkilerden anlamama... yani toparlarsam ahlâk sorunu. ahlâk bir diğer parametre.
- ahlâk ............(5)
gökyüzüne baktığında orada yıldız göremeyen insan, acaba gökyüzüne gündüz mü bakıyordur yoksa gece mi ? sevdiğine baktığında kalbini görememesi, kalbin yokluğuna mı işarettir yoksa soyutluğuna mı ? bazı şeyler vardır sorgulanmaz bazı şeyler vardır sorgulanmalı. insanlar bu sorgulama operasyonlarında kantarın topuzunu öylesine hoyratça kullanırlar ki hem kendilerine hem de çevresindekilere hayatı zindan ederler. şöyle bir tezim var; bir şey sorgulandığında, insan kendinde bir heyecan hissediyorsa ve bu heyecan bir adım ileri götürecek kadar enerji de veriyorsa sorgulanmalı. sınırları olan bir sorgulama olmalı yalnız. ne kendine ne de diğerlerine zerre kadar zarar vermemeli. bu sorgulamada, eğer insan yeni veriler elde ediyorsa ve bu veriler insanda devam etme arzusu oluşturuyorsa, doğru yoldadır. diğer türlüsünü anlatmak zor, denememeye gayret ediyorum ve deneyenlerin anlayacağını düşünerekten o kısma girmiyorum. karşınızdakinden emin olmak için onu türlü testlere tabi tutmak mı gerekir ? yoksa belli süreçlere gark olmasını beklemek mi ? bir insana kendinizi sevdirmek istemeniz mi önemli ? yoksa karşınızdakinin sizi sevmesini beklemek mi ? eğer bir insana kendinizi sevdirirseniz, yapmacıklıktan öteye gidemezsiniz. çünkü asıl sizi tanımamıştır. sevilecek taraflarınızı göstermişsinizdir. sizi bütünüyle görememiştir. peki sizi bütünüyle görememesi sizin kötü biri olduğunuza mı işarettir, yoksa tamamen sizin hatanız mıdır ? insanların sizi sevmesi için izin vermeniz gerekir. ve bu sürecin doğal yollardan ilerlediğinden emin olmanız gerekir. karşılık mı önemli ? yoksa karşılıksızlık mı ? bence ikisinin de önemi yok. bir şey sizin böbreküstü bezleri nizi aktive ediyor ise salt bir ilgi söz konusu değildir. dış etkenlerin sebebiyet verdiği atraksiyonların başlangıcıdır. salgılanan hormonlar ota, boka güzel bakmanızı sağlıyorsa, ki bu sizin art niyet göstermeyen durumunuzdur, doğru yoldasınız demektir. sevgi diğer önemli parametre.
- sevgi ............(6)
bahsini geçirdiğim bu 6(altı) parametre; vicdan, ahlâk, saygı, sevgi, hoşgörü ve oburluk insanın yaşamını optimal hale getirmesi için ayar yapması gereken parametrelerdir. şimdi oturup size eksponansiyel algoritma çözümlemesi yapmayacağım. herkes kendini çok iyi tanır ve bilir. kendinize baktığınızda ve bir de bu parametrelere baktığınızda neler görüyorsunuz, merak edersiniz... sıraladığım bu parametreler belli bir anlam üzerine sıralanmıştır. herkes için öncelik sırası değişecektir elbetteki. haddinden fazla seven insana, anasından emdiği süt itinayla burnundan getirilir. hoşgörüsü sıkıcı ve irite edici bir hale gelen insan için, umursanmama, önemsenmeme gibi tepkiler olasıdır. ama şahsi kanaatim vicdanı yerine oturmamış ve çekirdekte olmayan bir insanın yörüngeden çıkmasını dalton atom modeli bile onaylayacaktır.
hepsi için sıralama şekli insandan insana değişir ama sonuçta hepsi hayatı daha efektif kullanmak yolunda olumlu kapılar açar. açık veren bir insanın hayatını osman altuğ hocama emanet etmek elbette bir çözüm olabilir ama sorunun dibine girip size bir doz kerim erim önerirken, sizi aslında sorunu kökten çözmeye iletiyorum. modifikasyon lar, belli taşları yerinden oynatmayacaksa sadece makyajdır. kafanız attığında s.ktir edersiniz, dönersiniz başa.
insan mutlu olmayı ister ama, nasıl mutlu olunur bilmez. rahatı kendisine batırır ama battığı yerden çıkartmayı bilmez. sevilmek ister ama sevmeyi bilmez. ahlâksızlıktan dem vurur ama etik oluşumunu bilmez. benim tezim, insanların hayatını daha iyi idame ettirmesi için denklemini yanlış kurduğu yönünde. oturup saatlerce hesaplama yapmasına gerek yok. az gözlem sorunun büyük kısmını çözecektir. mutlu olan insanları incelemek, mutluluğu sevgi denklem elemanını ne kadar şiddette kullanacağı konusunu da doğru karar vererek yakalayabilir.
her şeyi bilmek zaten imkânsız iken, herkesin kendi 1. dereceden denklemini kurabilmesi su götürmez bir gerçektir. yükselen hayat standardı denklemi kendiliğinden 2. ve 3. derecelere taşır. artan dereceler artan sorunlar, problemler demektir. bulunduğu standart ve koşullarda optimize yaşamak tarifi mümkün olan konforu sağlayacaktır. eşşeğe binmeden atı tasavvur etmek hiçbir şeyin doğru ilerlemeyeceğini işaret eder.
tüm parametreler kişisel argümanlarla yoğurulup, öncelikle pilot çalışılıp daha sonra ölçek büyütmeye gidilirse, ki herkes kendi dünyasını sınırlarını üç aşağı beş yukarı bilir, sonuç alınmasa da en azından denenmiş olur. neleri deniyoruz, denemediklerimiz içimizi gıcıklatmıyor mu, hiç mi çocuk olmadınız yahu ?
özellikle din konusuna girmedim. çünkü dinlerin her türlüsünü yaşayan insan, dinin getirdiği parametrelere sahip olacaktır. o parametreleri de zaten saydık.
17 Aralık 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder