13 Şubat 2010 Cumartesi

ÇAĞLARCAN

öznesi biz olan cümlelerin,
özel bir eylemi belirtmeksizin,
kadın ve erkek tarafından
paylaşılması yüklemlerin,
bu cümlelerde kullanılan
noktalama işaretlerine bile
melankolik maniler yüklemenin,
sözlükler kusuyor olsa bile dil
yine de kifayetsiz kalmasıdır kelimelerin,
çıkmaz sokaklara kısır döngülerde
taakati kalmasa bile gönüllerin,
ne rahatlığı cennet kokabilmenin,
ne de azabı cehennem yanabilmenin
tasvirleyebilirken duyguları,
parça tesirli düşerken benliğe
elindeyken teni,
yanındayken özlemi,
içindeyken nefesi,
yaşamaya çabalarken,
farkına varamıyorsan alışkanlıklarının bile
değiştiğinin,
aşktır bu dediğin..
geçmiş olsundur.

17 Ocak 2010 Pazar

sevgilim

sevgilim

kapkara bir sayfaya kara kalem resim yapmak gibi yokluğun, izsiz. seni şiirlerimde anlattım şimdiye kadar böyle ve ilk kez birileriyle paylaşıyorum.hep gecenin içinden çıkıp, beni kendine çekeceksin ve tek bakışla bütün hayatımı sana emanet edeceğim diye düşündüm, evet, en sevdiğim şeyleri bile.
biz yağmurlarda ıslanıp sevişmeyeceğiz diğerleri gibi ya da lunaparklarda kahkaha atarak dolaşmayacağız belki, lirik olacak bizim sevdamız,tutuşlarımız.melodik olacak ağlamalarımız.hayatı, hayat olarak değil sanat olarak yaşayacağız.bizim evimizde duvara asılı çerçeveli resimlerimiz olmayacak belki, boş duvar anlatacak o duvar çizecek bizi ve çerçeveleyecek.
biz bulutlara bakıp kalp şekli aramayacağız ya da gün doğumunda güneşte yalancı bir mucize.her uyanışımız kendimize bir doğum olacak, doğumlar bazen mucizedir bilirsin.seni beklemek bir özlem değil onur olacak ya da gelişin vuslat değil gündüz düşü.
bazıları gibi kavgalarımız olmayacak yalancı olacak, yaşadıklarımız düş olacak ama gerçek bir düş.gerçek düşlere inanmayanlar büyümüş olacak o zaman biz hala çocuk kalacağız.
ha bu arada yokluğun kapkara bir sayfaydı ya işte bu yüzden;

karadeniz gibi bir sayfa aç tenime
ne deniz kadar serin olsun mavisi
ne gözlerin kadar keskin olsun yeşili
baktığımda uçmak gelsin içimden…